Telefon: 0545 234 80 80

Adres:

NİSBETİYE MAHALLESİ AYTAR CADDESİ DAĞLI İŞ MERKEZİ NO:40 KAT:1 D1 BEŞİKTAŞ / İSTANBUL

KADIN SAĞLIĞI

KADIN SAĞLIĞI

Kadın hastalıkları ve doğum, bir kadınla erken yaşından başlayarak, tüm hayatı boyunca etkileşimde olan belki de tek branştır. Kadın doğum hekimleri, çoğu zaman temel ve önleyici sağlık hizmetlerinin tek sağlayıcısı olarak görülürler.Tarama ve tedavi yapmanın yanı sıra, danışmanlık ve belli aşıların uygulanması da yine biz kadın doğum hekimlerinin kontrolü altında gerçekleşir. Yeri geldiğinde, solunum yolu enfeksiyonları, mide bağırsak bozuklukları, idrar yolu hastalıkları, karın ve bel ağrısı, birtakım cilt bozuklukları gibi pek çok duruma da aşina olması beklenir.

65 yaş altındaki kadınlarda, ölümlerin büyük çoğunluğunun önlenebilir ya da risk faktörlerinin değiştirilebilir olduğu düşünülürse, bir kadın doğum hekiminin sorumluluğu çok daha iyi anlaşılacaktır. Kadın sağlığı dediğimiz zaman, hem hekimin hem de kadınların önceliği, hastalık henüz ortaya çıkmadan evvel risk faktörlerinin kontrol edilmesi olmalıdır. Erken tanıyı koymak ise, hastalık ve buna bağlı ölüm oranlarını azaltmak için ikinci öncelik sırasındadır.

Toplumda kolay ulaşılabilir olan, hakikaten yaşam kalitesi ve süresine anlamlı katkısı olan belli tarama testleri artık yaygın olarak yapılmaktadır. Bunlar arasında belli kanserler, kalp ve damar hastalıkları ile ilgili durumlar, birtakım bulaşıcı hastalıklar, hormon ve beslenmeye bağlı bozukluklar bulunmaktadır. Bu sağlık taramalarından kısaca bahsetmek isterim.

KANSERLER

İlk sırada, tabi ki hepimizin korkulu rüyası olan kanserden bahsedelim. Her ne kadar, ülkemizde birincil olarak genel cerrahi uzmanları ilgilense de meme kanserinden bahsetmeden geçmek olmaz. KADINLARDA EN SIK GÖRÜLEN KANSER TÜRÜ VE KANSER KÖKENLİ ÖLÜMLERİN İKİNCİ SIK NEDENİ (en sık ölüm nedeni akciğer kanseri) MEME KANSERİdir. Meme kanserinden korunmak sağlıklı tercihlerle başlar, örneğin alkol tüketimini azaltmak, fiziksel aktiviteyi arttırmak gibi.  Meme kanseri taraması denince akla ilk gelen mamografi. Amerikan Kanser Derneği (ACS) risk faktörü olmayan kadınlarda mamografinin 45 yaşından itibaren senelik yapılmasını önermektedir. Farklı dernekler farklı tanımlamalar yapsa da hepsinin hemfikir olduğu konu 40 yaşından itibaren kadınlara bu seçeneğin sunulmasının uygun olduğudur. Çünkü çalışmalar göstermektedir ki, 40’lı yaşlarda başlayan mamografi testleri ile meme kanserine bağlı ölüm oranlarında anlamlı bir düşüş sağlanabilmektedir. Yaş gruplarına göre basitçe özetlenecek olursa;

  • 40-44  Mamografi seçeneği hastaya sunulmalıdır.
  • 45+     Hastaya muhakkak düzenli mamaografi yaptırması önerilmelidir.
  • 45-54 Senelik mamografi kontrolü
  • 55+     Yıllık ya da iki yılda bir mamografi kontrolü
  • 70+     Sağlıklı bireylerde mamografi kontrolleri

Mamografinin yanısıra, her zaman için hastalarımıza özellikle adet kanaması bittikten sonra, meme muayenesi yapmalarını öneriyoruz. Özellikle mamografiye başlamadan önceki dönemde, bekar kadınlarda, kendi kendine yapılan buy muayeneler de oldukça önermlidir.

KADINLARDA EN SIK GÖRÜLEN JİNEKOLOJİK KANSER RAHİM AĞZI (=SERVİKS) KANSERİDİR. Genel anlamda bakılırsa, meme kanserinden sonra görülen en sık kanserdir. Rahim ağzı kanserinin taramasında SMEAR testi dediğimiz test yaygın olarak uygulanmaktadır. Spekulum eşliğinde yapılan  jinekolojik muayene sırasında, rahim ağzından bir fırça yardımıyla sürüntü alınır. Alınan bu sürüntüden hem smear testi hem de HPV testi çalışılabilmektedir. Kadınlarda smear testinin en geç 21 yaşında başlanması ve 65 yaşına kadar da düzenli olarak tekrar edilmesi gerektiği konusunda fikir birliğine varılmıştır. Rahim ağzına neden olduğu kanıtlanmış olan HPV virüsüne karşı geliştirilmiş iki önleyici aşının bulunması da bu konuda elimizi bir hayli güçlendirmiştir.

 

 

AKCİĞER KANSERİ, kadınlarda en sık görülen ikinci kanser türü olup, en sık ölüme neden olan kanserlerde ise birinci sıradadır. En önemli risk faktörleri sigara, çevresel kirleticiler, radyoterapidir. Maalesef, erken tanı ve tedaviye fayda sağlayan bir yöntem henüz bulunamamıştır. Dolayısıyla, alınacak en önemli tedbir risk faktörelerinden sakınmaktır.

Kadınlarda görülen kanser türlerinde üçüncü sırayı KOLON KANSERİ almaktadır. Kolon kanseri için risk faktörleri aile geçmişi, var olan kolon polipleri ya da kanseri, kişisel enflamatuvar bağırsak hastalığı, birtakım ailevi genetik hastalıklardır. Yüksek riskli şahısların erken yaşlardan itibaren düzenli kolonoskopi ile taramasının yapılması gerekir. Risk faktörü olmayan kadınlara önerimiz, 50 yaşından itibaren 5 yıl ara ile kolonoskopi yaptırmalarıdır.

Kadınlarda en sık görülen dördüncü jinekolojik kanser ENDOMETRİAL KANSERdir.  Endometrium, rahim iç kısmını döşeyen tabakaya verilen isimdir. Şikayeti olmayan kadınlarda ek bir tetkik yapılmaz. Ancak menapoz sonrası kanamalar ya da rahim duvarında kalınlaşmalar, menapoz öncesinde ise kanama paterninde gözlemlenen anlamlı değişiklikler tarama amaçlı birtakım testlerin yapılmasını gerektirir.

Kadınlarda görülen kanser türlerinde onuncu sırayı YUMURTALIK (=OVER) KANSERİ alır. Kansere bağlı ölümlerde ise 5.sıradadır.  Yumurtalık kanseri için tavsiye edilen bir tarama programı yoktur. Genel jinekolojik sağlık açısından yılda bir ultrason eşliğinde muayenesi yapılır. Ancak yıllık taramalar dahi yumurtalık kanserinin erken teşhisinde yeterli olamayabilir. Belli bir takım genlerin yumurtalık kanseri ile ilişkisi gösterilmiş olup (BRCA1 ve 2), bu genleri taşıyan kadınlarda koruma amaçlı yumurtalık ve tüplerin alınması mümkündür.

KALP VE DAMAR HASTALIKLARI İLE İLGİLİ DURUMLAR

Kalp hastalığı görülme oranı, kadınlarda erkeklere oranla daha düşük olmakla beraber, yaşla birlikte riski artar.  Hipertansiyon, yüksek kolesterol seviyeleri, diabet, sigara, ailede kalp hastalığı öyküsünün olması bu riski daha da arttıran faktörlerdir. Kadınlara 5 yıl arayla lipit profiline (kolesterol, HDL, LDL vs) baktırması önerilir. Özellikle yüksek riski olan kadınların yaşam şeklinde değişiklik yapması  gerekir. Bu değişiklikler, yağ alımının kısıtlanması, diyetle alınan lifli gıdaların arttırımı, kilo vermek ve fiziksel aktivitede artışı kapsar. Kan basıncını da düzenli aralıklarla ölçtürmek ve ideal olan 120/80 mmHg üzerine çıkması durumunda Kardiyoloji uzmanı profesyonellerden yardım alınması gerekmektedir.

BULAŞICI HASTALIKLAR

Geçmişte birden fazla cinsel partneri olan, cinsel yolla bulaşan hastalığı olan, düzenli kondom kullanmayan, seks işçileri ve uyuşturucu kullanan kadınlar, cinsel yolla bulaşan hastalıklar açısından en yüksek risk grubunu oluştururlar. Cinsel partner sayısını azaltmak ve engelleyici doğum kontrol yöntemleri gibi tedbirler almak riski azaltır.

Cinsel yolla bulaşan ve bizleri en çok korkutan HIV virüsü ve neden olduğu AIDS hastalığıdır. Amerika Birleşik Devletleri’nde, risk faktörüne bağlı olmaksızın, 13-64 yaş arası ergenlerin HIV açısından taranması önerilir. Ülkemizde her ne kadar bunu yapmıyorsak da, gebeliğin başında, her gebeden HIV testlerini istiyoruz.

Yine cinsel yolla bulaşan klamidya, Hepatit B ve Hepatit C, bel soğukluğu, frengi, herpes simplex virüsü (uçuk) ve trikomonas gibi hastalıklara karşı da, özellikle cinsel aktif kadınlarda,  düzenli tarama önerilir.

METABOLİK VE HORMONAL DURUM

Uzun süreli hipertansiyonu olan, 45 yaş üstü kadınlar, obez, birinci derece yakınlarında diabet öyküsü olan, gebelik şekeri çıkan, 4 kilonun üzerinde doğum yapmış, polikistik over sendromu olan kadınlar düzenli diabet taramasına alınması gereken kadınlardır. Bu amaçla açlık kan şekeri, veya şeker yükleme testi ile HbA1c bakılır. Şeker düzeyi yüksek çıkan kadınların kilo vermesi, diyet ve egzersiz konusunda danışmanlık almaları önerilir. Bir yandan da bir endokrinoloji uzmanına muayene olup düzenli kontrollerine devam etmesi söylenir.

BESLENME: Besleyici yönü zengin yiyecek ve içeceklerin tüketilmesi gerekir.  Bunun dışında, 50 yaş üzeri kadınların destekleyici B12 vitamini alması, hamile ya da doğurgan çağda olan kadınlara ise demir ve folik asit takviyesi önerilir. Güneş ışığından yeterince yararlanamayan kişiler için D vitamini, menapozla birlikte hızlanan kemik erimesi açısından ise kalsiyum takviyesi sıklıkla reçete edilir.

Özetleyecek olursak; bir kadın doğum hekimi, kadının sadece jinekolojik ya da gebelik/doğum sıkıntılarıyla uğraşmaz. Pek çok durumda ilk basamak sağlık hizmeti de verir. Ancak, biz hekimlerin bu görevi hakkıyla yerine getirebilmemiz için, kadınların da düzenli olarak kadın doğum kontrollerine gelmesi gerekir. Unutmayın, sağlık çalışanlarının her zaman önceliği bir hastalık başlamadan risk grubunu belirlemek, risk grubuna özel danışmanlık, tarama ve sağlık hizmetlerini hastalarına sunmaktır. Siz kadınların önceliği de bu doğrultuda belirlenmeli, talepleriniz bu doğrultuda olmalıdır.

 

 

 

HPV ENFEKSİYONU VE SERVİKAL KANSER

HPV ENFEKSİYONU VE SERVİKAL KANSER

Özellikle, Sağlık Bakanlığı bakılmasını rutin hale getirdikten sonra HPV kelimesi hayatımıza girdi. Nedir  HPV? Rahim ağzı ile nasıl bir ilişkisi var? HPV pozitifse kanser miyim? Bunlar ve benzeri daha pek çok soruyu da beraberinde getirdi.

HPV enfeksiyonu, genelde cilt ve mukozalarda siğile neden olan bulaşıcı bir virüstür. İnsanda hastalık yapan 100’ün üzerinde çeşidi vardır ve bunlardan bazıları kadında rahim ağzı kanserine neden olabilir. Nadir de olsa anüs, penis, kadın dış genitalya ve boğaz (orofarenks) kanserleriyle de bağlantılı olduğu gösterilmiştir. Virüs vücuda ufak kesilerden, yaralardan girse de temel bulaşma yolu ciltten-cilde temastır. Yani en sık bulaşma yolu cinsel ilişkidir.

Genital siğil, yayvan karnıbahar benzeri yüzeyi olan ya da saplı lezyonlar halinde görülebilir. Kadınlarda sıkça hastalık yaptığı bölge dış genital dudaklardır, ancak vajen, anüs de dahil görülebilir. Genellikle ele gelen lezyon dışında bir bulguya neden olmaz, nadiren kaşıntı yapabilir.

Kadınların bağışıklık sistemi, human papillomavirüs (HPV) ile karşılaştıklarında, genelde ciddi bir hastalık oluşmasını engeller. Fakat, az sayıda kadının vücudunda virüs uzun yıllar kalır. En nihayetinde, rahim ağzındaki hücrelerde değişimlere neden olarak kanseri tetikleyebilir. Öncelikle viral enfeksiyonla başlayan bu süreç tetiklenirse, sırasıyla kansere öncül lezyon ardından da kanser gelişir. Kansere neden olabilen tipler ise genelde siğil oluşturmazlar. Dolayısıyla kadınlar kendilerinde virüs olup olmadığını anlamayabilirler.

Viral enfeksiyonu olan kadınların bir kısmında ne oluyor da HPV virüsü ile kanser tetikleniyor, net değil. HPV’nin bazı tipleri daha agresif ve tehlikeli. Sigara içen, kilolu olan, uzun süre doğum kontrol ilacı kullanan kadınlarda kanserin daha sık geliştiğini biliyoruz.

Direkt rahim ağzı kanseri başta olmak üzere kanser ile bağlantısı gösterilmiş HPV enfeksiyonuna karşı geliştirilen aşılar var. Aşılanmak hem siğilden hem de rahim ağzından koruyor. Piyasada üç tip aşı geliştirmiş durumda: Cervarix, Gardasil ve Gardasil 9. Ülkemizde ilk ikisi mevcut. Ben de klinik pratiğimde aşıyı öneriyorum. Öncelikli olarak cinsel ilişkisi başlamamış genç kadın ve erkeklere uygulamak lazım. 14 yaşına kadar olan kız ve erkek çocuklarında en az 6 ay arayla 2 dozun yeterli olduğu bildiriliyor. 15 yaşından itibaren uygulanan aşılar ise 3 doz halinde yapılıyor. Henüz birkaç hafta evvel, Amerikan Gıda ve İlaç İdaresi (U.S. Food and Drug Administration) aşının 45 yaşına kadar yapılmasını onayladı.

Tabi ki en sağlıklı önlem hem kadının hem de erkeğin tek eşli olmasıdır. Prezervatif, özellikle genital siğillere karşı etkili olamamakla birlikte yine de kullanılmalı. Aktif enfeksiyonu olan bir partnerle ilişkiye girilmemeli. Bunlar her zaman kontrol edebileceğimiz faktörler değil elbette. Bu noktada PAP-smear testini düzenli yaptırmak çok önemli. Henüz kanser aşamasına evrilmemişken yakalayıp tedavi etmemizi sağlayan, rahim ağzından hücre örnekleri toplanmasına dayalı, son derece kıymetli bir testtir PAP-smear testi. Kadınların en geç 21 yaşında bu testi yaptırmaya başlayıp 65 yaşına kadar düzenli aralıklarla devam etmesi öneriliyor.

Resimde smear alınma işlemini görüyorsunuz.

1.       Spekulum dediğimiz bir alet ile vajene girilir ve ucu açılarak rahim ağzı görünür hale getirilir.

2.       Sert bir fırça yardımı ile rahim ağzından sürüntü alınır. Bazen bu sert fırça, kadında hafif bir kanamaya neden olabilir, endişelenmeyin.

3.       Rahim ağzına ait hücreleri taşıyan fırça ya özel bir sıvıda karıştırılır ya da bir lam üzerine sürüntü alınarak patolojiye yollanır.

Smear testini yaparken, aynı zamanda HPV virüsüne bakmak için gerekli olan materyali de sağlamış oluyoruz. Hasta eğer isterse her ikisine, ek bir girişim yapmaksızın, birlikte bakılması mümkün. Aslında oldukça basit bir işlem olmakla birlikte, yeterli miktarda örnek alınabilmesi için kadınların da dikkat etmesi gereken birtakım durumlar vardır:

  • Testi yaptırmadan önceki iki gün ilişkiye girilmemeli, herhangi bir vajinal ilaç, krem, spermisid kullanılmamalı,
  • Adet kanamasının olmadığı bir zamanda smear testi planlanmalı.

Testin düzenli aralıklarla tekrar edilmesi, kanser açısından koruyucu, erken tanı ve tedaviye fırsat sağlayan bir önlemdir. Bu nedenle, düzenli jinekolojik muayenelerinizi muhakkak yaptırın. Geleceğe yaptığınız en büyük yatırımın vücudunuza iyi bakmak olduğunu unutmayın!